Tarım Satış Kooperatif ve Birliklerinin Yeniden Yapılandırılması
>>>Lisanslı
Depoculuk Sistemi
>>>TSKB
Ortaklarını Bilgilendirme Toplantıları
Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri 1935 yılında çıkarılan 2834 sayılı kanunla düzenlenmiş ve 1960 yılına kadar da kuruluş amaçları doğrultusunda faaliyet göstermişlerdir. Ancak, değişen ekonomik şartlar tarım sektöründeki üreticilerin korunması ihtiyacını ortaya çıkarmış ve o tarihteki mevcut kooperatif ve birlikler destekleme politikasının aracı olarak görülmüştür.
Bu kuruluşlar, anılan yıldan itibaren devlet adına destekleme alımlarında görevlendirilmişlerdir. Bu görevlendirmeler, zamanla kooperatif ve birliklerin yarı kamusal kuruluşlar olarak görülmelerine ve siyasal iktidarların güdümüne girmelerine neden olmuş; 3186 sayılı Kanunla da kamunun bu kuruluşlar üzerindeki vesayeti daha da ağırlaştırılarak yasal bir niteliğe kavuşturulmuştur.
Diğer yandan kooperatif ve birlikler;
> Arz esnekliği bulunmayan tarımsal ürün piyasalarında, arz fazlası ürünü stoklayarak, ürün piyasalarına müdahale edip, fiyatların düşmesini önlemişler,
> Fiyatlarda aşırı düşüşlerin yaşandığı dönemlerde piyasaların üretici lehine yönlendirilmesini sağlamışlar,
> Küçük ölçekli üretici ortakların ve gerektiğinde diğer üreticilerin tek tek pazarlama imkanı bulamadıkları ürünlerini almış, işlemiş ve uygun pazarlar bularak satmışlar, satamadıklarının stok maliyetlerini üstlenmişlerdir,
> İyi kalite tohum ve diğer tarımsal girdileri temin etmişlerse de, çok önemli yapısal sorunları da beraberinde yaşamışlardır.
Tüm bunların sonucunda, Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri (TSKB) geçmişte yarı kamusal bir statü içinde çalışmış, her ne kadar çiftçilerin kurdukları kooperatifler tarafından ekonomik amaçlı olarak oluşturulmuş olsalar da, yönetim açısından siyasi iktidarların güdümünde kalmışlardır. Zaman içerisinde çeşitli siyasi müdahaleler sonucu, TSKB'ler asıl amaçları yanında, zirai ürünlerin alımında, desteklemede aracı olarak da görevlendirilmişlerdir. Bunun doğal sonucu olarak, Birlikler piyasa koşulları üzerinde, Birlik adına ürün alımı yapmışlar ve izlenen politikalar gereği çiftçiye piyasa koşullarından daha fazla bir fiyat ödeyerek, çiftçiye dolaylı ürün alım desteğinde bulunmuşlardır.
Yani bugün doğrudan devlet tarafından bazı tarım ürünlerine
verilen destekleme primi destekleri geçmişte de uygulanmakla
birlikte, Birlikler aracılığı ile dolaylı bir şekilde tarım
sektörüne sosyo-ekonomik hedefler doğrultusunda kaynak
transferi yapılmaktaydı. Böylesine bir teşvik aracı, çiftçilerin ürettikleri ürünlerden, fazla fiyat verilen ürüne geçişine neden olmuş ve bu da teşvik verilen ürünlerde fazla ürün rekoltelerinin oluşmasına yol açmıştır. Bugün, fındık ve kuru üzümde oluşan fazla ürün rekolteleri, uluslararası talep trendlerinin çok üstündedir. Neticede Devlet, uluslararası fiyat dengesini sağlamak için fazla ürünleri yüksek fiyattan satın alarak fiyatları dengeleme rolünü üstlenmiştir. Ayrıca, siyasi etki nedeniyle akılcı istihdam politikaları izlemeleri mümkün olmamıştır. Bazılarında aynı durum yatırım kararları için de geçerlidir.
Güç alanlarını genişletmeye çalışan üst düzey yönetimler atıl işleme kapasitesi yaratmışlardır.
Bu durumda, Birlikler satamayacakları ürünleri yüksek fiyattan satın almışlar ve büyük bir görev zararı ile fiili işletme zararının oluşmasına sebep olmuşlardır. Sürekli bütçe katkısı isteyen birliklerin bu durumu, Devlete büyük bir mali yük getirmiştir.
Birlikler iç piyasa fiyatlarının oluşmasında önemli rol oynamalarına ve piyasa sistemi içinde yer almalarına rağmen, riskleri fiilen taşımadıklarından sistemle tam olarak bütünleşememişlerdir. Politik müdahalelerle ve risk taşımamanın rahatlığı içerisinde, gerçekçi stok maliyeti hesapları yapılmamış, benzeri müdahale ve tasarruflar nedeniyle de diğer özel sektör kuruluşları ile karşılaştırılmayacak şekilde yüksek üretim maliyetleri ve düşük verimle faaliyet göstermişlerdir.
Özellikle devlet destekleme döneminde sağlanan fonlarla karlı olmayan yatırımlara yönelmişler ve yüksek ücretle fazla sayıda personel istihdam etmişlerdir.
Bu kuruluşların yöneticileri, hükümetlerin de yönlendirmesiyle kendilerini yarı kamu kuruluş gibi görmüşler ve gereksinim duydukları finansman için devlete bağımlı hale gelmişlerdir. Bu yaklaşımın sonucu olarak, birlikler özkaynak birikimine gereken önemi vermemişler ve finans kurumlarından kredi alabilmek için de gerekli alt yapıyı sağlayamamışlardır.
Sermaye yapılarının zaman içinde güçlendirilmemesi nedeniyle
devletin katkısı olmadan çiftçiye hizmet götüremez bir mali
yapıya sahip olmuşlardır. Zaman içinde ortaklarına hizmet
götüren kimliklerinden uzaklaşmışlardır. Birlikler faaliyet
gösterdikleri sektörde rekabet gücünü yitirmişlerdir. Oluşan
hantal yapı nedeniyle ülkenin kıt finansal kaynakları israf
edilmiş, bütçe ve bütçe dışından sağlanan kaynak çiftçiye
yeterince yansıtamaz hale gelmişlerdir
Öte yandan, devlet destekleme alımlarının kaldırıldığı 1994 sonrasında, bu kuruluşlar DFİF kaynaklarından sağlanan düşük faizli kredilerle desteklenmişler ise de yapısal sorunların çözüme kavuşturulamaması ve hükümetlerin yönlendirmesiyle sosyal fonksiyonlarının hep ön planda tutulması, bu uygulamayı da başarısızlığa uğratmıştır.
Bu nedenle, kooperatif ve birliklerin;
> Özerk,
> Yeterli kaynağa sahip, mali yönden güçlü ve bağımsız,
> Kar-Zarar esasına göre işleyen,
> Piyasa koşullarında rekabet edebilir,
> Ticari gerekler ile sosyal fonksiyonlarının dengelendiği bir yapıya kavuşturulabilmesi için sorunların çözüme kavuşturulması acil bir ihtiyaç haline gelmiştir.
4572 Sayılı Kanun
Tarım Satış Kooperatif ve Birliklerinin özerkleştirilerek yeniden yapılandırılması, uygulamaya konulan Tarım Reformu Uygulama Projesi'nin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca, TSKB'ler ile ilgili önemli bir adım atılarak, bu kuruluşları yeniden düzenleyen Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun tasarısı hazırlanmış ve tasarı 16.6.2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 4572 sayı ile yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunla çok önemli yapısal değişiklikler ve yenilikler getirilmiştir.
Kabul edilen yasa ile TSKB'lerin yeniden yapılandırılması sürecinde birliklerin görüşleri doğrultusunda yeni bir ortak ana sözleşme hazırlanmış ve bu ana sözleşme Bakanlar Kurulu'nca kabul edilmiştir.
Yeniden Yapılandırmadan Beklenen Yapısal Etkiler
> Birlikler bundan sonra, piyasa koşullarında işleyip pazarlayabilecekleri kadar ürün alacaklardır. Çiftçiyi direkt desteklemek amacı ile piyasa fiyatından fazla bedelle ürün alımı yapamayacaklardır. Dolayısıyla, sosyal amaçtan çok, ticari amaç hedef alınacaktır.
> Birlikler, Devletin etki alanı dışına çıktıklarından kendi kendilerini yönetir bir konumda olacaklar ve sosyal amaçları yanında basiretli bir tüccar gibi hareket edeceklerdir.
> Devlet geçmişte, TSKB'lerin sosyo-ekonomik amaçlarını gerçekleştirmede özel bir destek sağlamıştır. Bu tür politikalar Birliklerin performansı ve mali durumları üzerinde olumsuz etki yarattığından, bu yapısal değişim ile özel destekleme misyonu ortadan kaldırılmaktadır.
> Çiftçilerin kooperatifleri aracılığı ile oluşturduğu Birlikler, bundan böyle çiftçilerin refahı ve ürünlerinin geliştirilmesi ve pazarlanması üzerine odaklanacaklardır.
Tarım Reformu Uygulama Projesi kapsamında, kooperatiflerin bugünkü konumlarının araştırılması, kooperatiflerde verimliliğin artırılması ve kooperatif ortaklarına daha kapsamlı hizmet sunmak için Yeniden Yapılandırma Kurulu'nun altında geçici bir süre ile "Kooperatif Hizmet Birimi" oluşturulmuştur.
Diğer yandan, kooperatifler ve birliklerin mevcut sorunlarına çözüm oluşturulması ve bu kuruluşların yeniden yapılandırılarak, ekonomik etkinlik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde faaliyetlerini sürdürebilir bir yapıya kavuşturulabilmesi amacıyla, geçici süreyle çalışma, inceleme ve önerilerde bulunmak üzere yedi üyeden oluşan bir Yeniden Yapılandırma Kurulu oluşturulmuştur.
Yeniden Yapılandırma Kapsamında TSK ve TSKB’lere Sağlanan
Destekler:
• 16 Haziran 2000- 31 Aralık 2004 arası Hazinece karşılanan
kıdem ve ihbar tazminatı tutarı, 11.033 işten çıkarılan
Birlik personeli için 135 Milyon YTL olarak gerçekleşmiştir.
• 2. Birliklerin Özel Bünye Borçlarının Terkini: 1 Mayıs
2000 öncesi özel bünye borçları ile ilgili olarak, 31 Aralık
2004 sonu itibariyle tasfiye edilen faiz dahil borç tutarı;
694,172,432 YTL’dir.
SONUÇ:
• Birliklerde mali disiplin sağlanması yönünde önemli
aşamalar kaydedilmiştir. Birliklerce hazırlanan yıllık iş
planları çerçevesinde Birlik faaliyetleri izlenmiştir.
• Birliklerin DFIF kredi borçlarının vadesinde geri ödenmesi
yoluyla DFIF’e döner fon niteliği kazandırılmıştır.Bu yolla
Birlikler ürün alım dönemlerinde fondan kredi temin etme
olanağı bulabilmişler ve işletme sermayelerini
kuvvetlendirebilmişlerdir.
• Birliklerin personel giderlerinde önemli tasarruflar
sağlanmaya başlanmıştır.
• Birlikler, ürün alımlarında avans+fiyat farkı uygulamasını
desteklenmeye başlamışlardır.Bu yolla Birliklerde daha etkin
bir nakit yönetimi sağlamak mümkün olabilmiştir.
• Birliklerde yürütülen yeniden yapılandırma çalışmaları ile
Birliklerin kredibilitelerinin sağlanması ve sürdürülebilir
bir yapı temini yönünde önemli gelişmeler sağlanmıştır.
• 7 Birliğin 1.5.2000 öncesi DFİF yükümlülükleri terkin
edilmiştir.
• 8 Birlik’e yeniden yapılandırma konusunda danışmanlık
hizmeti sağlanmıştır.
|